Vang Vieng Aktiviteleri

0
753

Magic mushroom shake ister misiniz? Afyonlu pizza? Ya da bir kova viski? Şimdilerden uyuşturucu ve alkol partileriyle ünlü, bir zamanların basit çiftçi kasabası olan Vang Vieng’e hoşgeldiniz öyleyse. Buraya adımınızı attığınızda aklınıza iki şeyden biri gelecektir: “Cennete geldim!” veya “Ne tür bir Cehennem burası!” Yeni Zelanda Herald Gazetesinin attığı şu başlık kasabayı tanımlamak için yeterli “Eğer teenagerler dünyayı yönetseydi, dünya Vang Vieng gibi bir yer olurdu”.

tham-nam-water-cave-tubing-001

Uzayıp giden pirinç tarlaları ve kalker kayalıklarla çevrelenmiş, sakince akan Nam Song Nehrinin başında kurulu Vang Vieng, başkent Vientiane’ye 4 saat, UNESCO Dünya Mirası Listesindeki Luang Prabang’a ise 8 saat uzaklıkta bulunuyor. Sırtçantalı gezginlerin Güney Asya’daki Mekke’si olan Bangkok Khao San Road’un popülerleşmesiyle birlikte eski havasını kaybedince,  gezginler bu kasabayı keşfetmişler.

nam-song-river-kayaking-018

Bir çeşit kendine özgü kanunları olan bir kasaba gibi görünüyor. Kasabadaki misafir evlerinin birçoğunun sahibi polislerden oluşuyor. Yine yemek menüsünde açıkça magic mashroomlu pizzalar, opium, marihuana ve diğer uyuşturucuları yazacak kadar cesur olan restoranlar da bu polislerin arkadaşları tarafından işletiliyor. Parasını veya gerekirse polise haracı ödedikten sonra her şeyin serbest olduğu bir kasaba düşünün.

nam-song-river-kayaking-014-800x600

Hal böyle olunca, bu özgürlüğün tadını çıkarmak için dünyanın dört bir yanından gençler buraya akın ediyor. Tayland, Myanmar ve Laos arasındaki “Altın Üçgen” olarak anılan ve her çeşit uyuşturucunun yetiştirildiği bölge kasabanın birkaç yüz kilometre kuzey batısında bulunuyor.

hmong-village-004

Vang Vieng deyince akla, adına “tubing” denilen ve bildiğiniz kamyon şambreli üzerinde oturup,  elinizde içkiniz saatlerce sakin sakin akan Song Nehrinde süzülerek, nehri çevreleyen yerel hayatı yakından izleme aktivitesi geliyor. Acente size kasabanın 10 veya 6 km gerisinde nehre bırakıyor.

tham-nam-water-cave-tubing-006

Bir yandan manzaranın keyfi çıkarılırken diğer yandan, nehir kenarında her biri farklı aktiviteleriyle sizi kendisine çekmeye çalışan barları ziyaret ederek gün batımına doğru kasabaya varıyorsunuz. Yüksek sezonda günde 500’e yakın tub kiralanıyormuş. Neredeyse kasabanın her yerinde yeni yapılan misafir evlerinin inşaatlarını görebiliyorsunuz.

tham-nam-water-cave-tubing-014

Acenteden Water Cave Mağarası, Elephant Mağarası ve 10 km nehirde kayaking için biletimi almıştım (100.000KIP, 22TL). Her ne kadar pazarlıkta çok esnek olmasalar da 20KIP’lik indirim almayı başardım. Çok para gibi gözükmese de, bununla burada 1 öğün karnınızı doyurmanız mümkün.

tham-xang-elephant-cave-001

Sabah otelden tura katılan müşterileri toplayan kamyonet yarım saat tozlu ve topraklı yollardan gittikten sonra Hmong Köyüne vardı. Toprakta yalınayak, gülerek oynayan çocukların oynadığı, basit ahşap evlerin arasından yürüdük. Köyü çevreleyen kireçtaşı dağlarının manzarası büyüleyiciydi.

tham-xang-elephant-cave

Köy sonrası Water Cave (Tham Nam)’a vardık. Her birimize birer alın lambası verdiler. Şambrellerimizin üzerine oturup, suda gerilmiş halatı takip ederek mağaranın derinliklerine dolu gizemli ve eğlenceli bir yolculuğa çıktık. Nehir mağaranın içerisinde adeta bir yol gibi uzanıyor, bazı yerlerde kıvrılıyordu. Puerto Princesa Underground River’daki gibi büyüleyici veya göz kamaştırıcı kaya oluşumları bulunmuyor. Daha çok bir otoyol tüneli gibi uzanan nehirde gerek kılavuz ipin yardımıyla, gerekse de kulaç atarak ilerliyorsunuz, kesinlikle eğlenceli. Bazı yerlerde sığ nehir nedeniyle yürümek zorunda kalıyorsunuz. Toplam 45 dakikalık bu eğlenceli, mağara tubinginden sonra öğlen yemeğimizi aldık.

vang-vieng-1

Hmong köyünde dikkate değer diğer bir yer de, içerisinde bulunan bir kayanın file benzemesinden Elephant Cave (Fil Mağarası) olarak adlandırılan yere geçtik. Derinliği 10-15 metreyi bulan bu küçük mağaranın içerisinde Buda heykeli ve figürleri bulunuyor. Yerel halkça bu mağara kutsal kabul ediliyor.

vang-vieng-2

Köy ziyareti sonrası Nam Song Nehri kenarına gelip kanolarımıza yerleşip 2 saat süren 10kmlik nehir akıntısında kano yolculuğumuza başladık. Kış mevsiminde olduğumuz için güçlü bir akıntı bulunmuyor. Nehir üzerinde çevredeki köyleri, yerel çocukların ve gençlerin nehirden yosun toplamalarını, balık avlamalarını izledik.

vang-vieng-3

Vang Vieng Kasabasının 5 km gerisinden itibaren nehrin sağında ve solunda barlar bölgesi başlıyor. Burası aynı zamanda tubing için de başlangıç yeri. Ellerinde biralarıyla gruplar halinde şambrelleri üzerinde yayılıp nehirde kendisini sakin ve yavaş akıntıya bırakmış gençler bizi selamlıyorlardı. Bu gençlerin çoğu sırayla barları ziyaret edip kendilerini müziğe ve aktivitelerle dolu eğlencelere dâhil oluyorlar.

Her yıl birkaç turist bu aktivitelerde veya tubing sırasında ölüyormuş. Çoğunun sebebi ise alınan uyuşturucu ilaçlar veya alkol. Birbirinden salaş barlardan aşırı yüksek disko müzik sesleri birbirine karışıyor. Kimi barlar çok kalabalıkken kimisinin hiç müşterisi yok. Kimi barlarda ise yükseğe kurulmuş platformlardan nehre atlayabiliyorsunuz.  Kimisinde Tarzan gibi uçarak kendinizi suya bırakabilirsiniz. Eğlenceli görünüyordu.

vang-vieng-4

Her kano 2 kişilik ve ben kanomu Kanadalı birisiyle paylaştım, yol boyunca Kanada ile ilgili bilgiler verdi. Çocukluğundan beri kano kullanıyormuş. Bazen Kanada’da günlerce süren kano ve kamp aktivitelerine arkadaşları veya ailesi ile katılıyormuş. Bu kamplarda çevredeki vahşi hayatı ve ayıları yakından görmek mümkünmüş. Her yıl bu kamplarda birkaç kişiyi ayılara kurban ettiklerinden de bahsetti. Düşünün, çadırınızın birkaç metre ötesinde ayı varken uyuduğunuzu! Güzel değil mi?

Eğlenceli, bol aksiyon ve maceralı aktiviteli bir gün sonrasında, gün batımının şahane kızıllığına sahip bir gökyüzü altında kasabaya vardık.  Vang Vieng Laos değildir, ancak birkaç gün de olsa kasabanın aktivitelerine ve eğlencelerine kendinize bırakmaya değecek bir yerdir. Keşfediniz!

CEVAP VER